The Zoon

Site 1. rengi

Site 2. rengi

Topbar rengi

Menü ikon

Menü hover

Menü arama

Footer rengi

Tasarım

Babalığı Nereden Öğrendin?

Babalığı Nereden Öğrendin?

Annelik-Babalık muhteşem duygulardır. İsteyen her kadın ve erkeğin bu duyguyu yaşamasını umarım. Annelik ve babalık üzerine çok konuşulmuştur. Bunlardan en yaygını da herhalde anneliğin sonradan öğrenilen bir duygu olmaıyıp her kadında doğuştan var olan bir duyguyken, babalığın sonradan kazanılan, sonradan gelişen bir duygu olduğudur. Bu düşünce belki de benim çevremde çok duyduğum bir durumdur. Genel için bu durum geçerli olmayabilir.

Ben tabi ki böyle bir tartışmaya girmeyeceğim. Annelik duygusunu eşinde gözlemleyen babalık duygusunu da kendi yaşayan biri olarak bu duyguların güzelliğini biliyorum. Annelik hamileliğin başladığı ilk günden itibaren yaşanan zorlu bir mücadeledir. Aslında doğru kelime “süreçtir” olmalıydı. Ancak bir bireyin hayata tutunabilmesi ve sonrasında yani doğumdan sonra hayatı öğrenebilmesi için verilen bir mücadele aslında. Bu yüzden mücadele kelimesini tercih ettim. Annenin kendisinden örnekler vermek gerekirse reflü bile, hele hamilelik boyunca devam ediyorsa, başlı başına korkunç bir tecrübedir. (Uzun yıllardır reflüden muzdarip bir kişi olarak söylüyorum bunu.) Hamileliğin uzunca bir dönemi istediğin gibi yatamamak, istediğini yiyememek … Doğumdan sonra uykusuz geçen günler, aylar.

Verdiği tarif edilemeyecek ve değer biçilemeyecek büyük mutluluğun yanında çekilen sıkıntılar anlamsızdır doğal olarak. Ancak annelik zor iş. Düşünsenize emzirme işi biz erkeklerde olsaydı emin olun o bebek gece boyunca sabaha kadar aç kalır, ağlamaktan bayılırdı.

Peki gelelim babalığa. Ben babalığın öyle çok da sonradan kazanılan bir duygu olduğunu düşünmüyorum. Evet baba çocuk bakımı konusunda anneye göre daha az sorumluluk alır, belki de çoğu baba hiç sorumluluk almaz. İstisnalar kaideyi bozmaz. Bence babalık hamileliğin ilk gününden itibaren başlıyor. Hatta daha öncesinde. Bir çocuk sahibi olmak istemesiyle başlıyor. Bir adamın içinde babalık duygusu olmazsa hiç çocuk sahibi olmak ister mi? Kötü örnekleri saymıyorum. Çocuğunu istemeyen ya da sahip çıkmayan anne babalarda mevcuttur mutlaka, fakat ben onları analiz edecek eğitim ve donanıma ya da yargılayacak ön yargıya sahip değilim. Burada anlattıklarım da bilimsel bir çalışmanın sonucu değil, tamamen kendi fikirlerim ve yaşadıklarımın sonucunda öğrendiklerim.

İki kızım var ve ikisi içinde hiç bir fedakarlıktan kaçınmayacağım çok net. Şöyle bir bakıyorum onların yaşadığı sevinci, üzüntüyü, öfkeyi vs. ben de aynen içimde yaşıyorum. Yaşanan olay küçük de olsa büyük de olsa istisnasız bende aynı şeyleri içimde hissediyorum.

Büyük kızım ağladığında (ikinci daha 35 günlük) kendimi o kadar kötü hissediyorum ki içim gerçekten sızlıyor. Ona sımsıkı sarılıp öpüyorum. Bu önüne geçilemeyen bir duygu emin olun. Çocuk tabi ki ağlayacak ama bu benim kalbimi gerçekten titreten bir durum.

Hala aşı, kan alma gibi durumlar yaşadığımızda ben çocuklarımın yanında duramıyorum. İşlemin yapıldığı odadan dışarı çıkıp uzaklaşıyorum. Geçenlerde büyük kızımı doktora tek başıma götürmek zorunda kaldım. Kan alınması gerekiyordu. Kızımdan önce ben kötü oldum. Ama belli etmedim, merak etmeyin. Kan alınırken kızıma sarıldım, kafamı kızımın sol tarafına yani kan alınan tarafın tersi tarafa yasladım. Kendimi epey bir kasmışım. Orada yıkılacaktım. Bunlar kimine göre aşırı gelebilir. Ancak bunlar benim engel olamayarak yaşadığım babalık duygularımdır.

Bu örnekleri çoğaltabilirim. Anlatacağım o ki, babalık duygusu henüz baba olmasanız bile içinizde bir yerlerde var. Çünkü benim yaşadığım duygular içimde var olan duygulardı, zaman içinde yavaş yavaş kazandığım duygular değildi. Kızım annesinin içindeyken de ben kızım için endişeler taşıyor, hareket ettiğinde müthiş seviniyordum.

Anneler daha farklı mı sever, daha farklı mı endişelenir, daha farklı mı fedakarlık yapar, daha farklı mı okşar ya da daha farklı mı öper çocuğunu bilmiyorum. Ama babalarda bunları yapar hemde çok iyi yapar. Annenin de babanın da çocuğuna karşı duyguları kesinlikle değer biçilemez. Kesinlikle de karşılaştırılamaz.

Her neyse sadece bu düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istedim. Mutlaka annenin geçirdiği tüm sürece bakıldığında muhteşem bir performans gözlemlenir. Muhteşem bir sevgi, merhamet, fedakarlık. Annenin o bebeği içinde taşımasından kaynaklı bebekle arasında bir samimiyet, bir bağ, emzirmesinden dolayı bir ortaklık kaçınılmazdır. Bunların hepsi takdire şayandır. Ama unutmayın babalarda fedakardır, iyi severler çocuklarını ve bu sevgi, bu fedakarlık zaten içlerinde bir yerde vardı, sonradan öğrenilmedi bu sevgi , bu sevgiyi yaratan babalık duygusu…

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.