The Zoon

Site 1. rengi

Site 2. rengi

Topbar rengi

Menü ikon

Menü hover

Menü arama

Footer rengi

Tasarım

Hint Trenlerinin Uçak Versiyonu

Hint Trenlerinin Uçak Versiyonu

Herkese merhaba. Genel yapı itibari ile tüm canlıların haklarına, toplumsal kurallara, kanunlara saygı gösteren ve diğerlerininde benim haklarıma saygı göstermesini bekleyen bir insanım. Mesela yol boş olsada, gecenin bir yarısı olsada trafik ışığı kırmızı ise durup beklerim. Belediye otobüsünde ya da dolmuşta bacaklarımı ayırıp oturmam. Bankada önceliğim olsada sıra varsa geçer sırada beklerim. Zira bunlar güzel şeyler. Aslında doğal bir utanma mekanizmam var. Belki birçok insanda bu vardır. Bünyem birilerinin haklarına saygısızlık yapmama izin vermiyor. Böyle saygısızlıklar yapanları da gördüğümde acayip utanıyorum. Hastane sırasında adamını bulup öne geçenler gibi. Saygı şart. Gelişmiş bir toplum olmanın temel şartlarından biri bu: haklara, kurallara, kanunlara saygı.

Şehirler arası yolculuklarda da eğer otobüs kullanıyorsam kesinlikle çok konuşarak ve gereksiz sorular sorarak yanımda oturan kişinin başını ağrıtmam. Sadece bir selam verir iyi yolculuklar dilerim. Eğer şartlar uygunsa kısa bir muhabbet olabilir. Çünkü genellikle otobüs ile yapılan yolculuklar genelde çok konforlu olmuyor, bir de gereksiz muhabbet çekilmez olacaktır. Bu benim kendi fikrim tabi ki. Yolculuk muhabbetlerini sevenlerde mutlaka vardır. Konfor anlamında otobüs yolculukları beni çok daralttığı için uzun zamandır bütçemin de el verdiği ölçüde ailece uçak ile seyahat ediyoruz. Yeni yerler görmeyi seviyoruz.

İşte bu şekilde yeni yerler görelim diye karar verdiğimiz bir Güneydoğu Anadolu seyahatimizde gittik gezdik yedik içtik. Bu arada Mardin’i çok beğendiğimizi söylemeliyim. Diyarbakır ise tam bir hayal kırıklığı idi. Ankara’dan, İstanbul’dan hiç farkı olmayan betonlaşmış bir şehir. Artık ne beklediysem? Sayılı günler, haliyle tatilimizin de sonuna geldik. Keyifli bir gezi olmuştu. Yeni güzel yerler görmüştük. Bu doygunlukla havaalanına doğru yola çıktık: Diyarbakır havaalanı. Biraz erken gelmişiz havaalanına, öyle sağda solda takılıyoruz. Çok büyük olmadığı için de takılmamız kısa sürdü. Eşe dosta ünlü bir tatlıcıdan tatlı aldık. Kendimiz de yedik. Biraz muhabbet derken uçağa geçiş saatimiz geldi. Gerekli kontrollerden geçtikten sonra uçağa bineceğimiz kapıya ulaştık.

Havayolu şirketi Pegasus. O tarihte sadece Pegasus’ta yer bulabilmiştik. Sonuçta uçaktı işte en fazla bir saat on beş dakikalık bir yolculuk olacaktı. Uçağa bindik. Bu uçuşta bize ait koltukları bulduk. Üç kişiyiz; eşim, kızım ve ben. Elimizde de el çantalarımız var. Havayolu şirketinin ise 8 kg lık kabin bagajı uygulaması var. Herneyse el çantalarımızı koltuklarımızın üzerinde bulunan ve yarısının bize ait olduğu bagaj bölmesini açtım ağzına kadar doluydu. Haliyle şaşırdım. Bu nasıl olurdu ki? Kabin görevlisini çağırdım durumu açıkladım ve bize ait bölümün boşaltılmasını istedim. Kabin görevlisi 5-6 sıra arkayı işaret ederek oradaki bagaj bölmesini kullanabileceğimizi söyledi. Ben neden kendi bölmemiz dururken başka bir bölmeyi kullanayım ki diye sordum ve bize ait bölmenin boşaltılması gerektiğini söyledim. Bu uçuşta 8 kg kuralı uygulanmamıştı ve yolcular ne buldularsa kabine getirmişlerdi.

Benim bu ısrarım üzerine bir erkek kabin görevlisini yönlendirdiler. Israrla el çantalarımızı başka bir bagaja koymamı söyledi. Ama tavır dehşet. Neredeyse dövecek beni. Herhalde göz korkutmak için bu görevliyi yönlendirdiler. Ama ben de gözü karayımdır, dayak yiyeceğimi bilsem de yine hakkımı aramaktan vaz geçmem. Hem el çantalarımızda bir sürü özel eşyamız var. Kimliklerimiz, kartlarımız ve diğerleri. Neden kendimden uzakta bir yere koyayım. Neyse uzatmayayım. Fedaimiz, pardon erkek kabin görevlimiz bir hışımla çantalarımızı aldı ve bastıra bastıra bagaj bölümüne tıktı. Yer yok ancak zorlamayla koyulur. Tıkarkende eşyalarınız zarar görürse sorumluluk sizin dedi. Ben artık sinirlendim ve zarar görürse yasal haklarım neyse gerekeni yaparım dedim. O sırada ön koltukta oturan kişi ben valizimi oradan alayım isterseniz dedi. Valiz kocaman. Kabine getirilecek türden değil. İnsanlar havaalanında uçak indikten sonra valiz bekleyip zaman kaybetmemek için kuralları çiğneyip büyük valizlarini kabine getiriyorlar ve senin benim hakkımızı yiyorlar. Olan bu. Görevliye 8 kg kuralınız var neden bu koca koca valizleri uçak kabinine alıyorsunuz diye sordum.  Cevap yok. Bu durumla ilgili vatandaşlık ve yolcu haklarımı kullanacağımı söyledim. Elemanımız küstah bir tavırla keyfiniz bilir dedi ve gitti.

Bize ait olan bir bölümü kuralları hiçe sayıp başka yolcuların kullanımına sunmuşlardı. Hakkımı aradığım içinde dayılanmışlardı. Tabi ben söylenmeye devam ediyorum. Bu nasıl bir havayolu şirketi, uçak değil hint treni derken, bu kabin görevlilerinin sorumlusu geldi ve birde sabah İstanbul-Viyana uçağını görseydiniz arka taraf koridor bile komple valiz doluydu dedi. Ben ise bu cevaba dumur olmuş vaziyette artık uzatmamaya karar verdim. Kabin sorumlusu özür diledi. Sonra yiyecek ve içecek ikramı önerisinde bulundu. Bu havayolunda ikramlar paralıdır. Biz istemedik tabiki. Daha sonra bir şeyler getirip önümüze koydular. Tabi o sinirle elimizi sürmedik.

Ve o günden sonra bir daha Pegasus havayollarını kullanmadık. Daha kurumsallaşmış, yolcu dostu bir anlayışı ve personeli olan havayollarını tercih ettik.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.