The Zoon

Site 1. rengi

Site 2. rengi

Topbar rengi

Menü ikon

Menü hover

Menü arama

Footer rengi

Tasarım

Kore Savaşı ve Türkiye’nin NATO’ya Üyeliği

14.01.2020
77
Kore Savaşı ve Türkiye’nin NATO’ya Üyeliği

Kore II. Dünya Savaşının sonunda, kuzeyinde SSCB ve güneyinde de ABD’nin işgalinin olduğu 38. enlem çizgisiyle fiili olarak ikiye ayrılmıştır. Kore Asya’ya giriş noktası olması bakımından stratejik bir konumdaydı. Güney Kore’de ve Japonya’da Amerikan askerlerinin olması ABD’yi Asya’da stratejik olarak güçlü bir konuma getirmiştir. Sovyetler bu duruma Çin’in komünist bir rejimin kontrolüne girmesine kadar göz yummuştur. Çin’de komünist bir rejimin yönetime gelmesinden sonra kendini daha güçlenmiş gören SSCB, 25 Haziran 1950’de Kuzey Kore’yi kullanarak Güney Kore’ye saldırıya başlamıştır[1]. Bunun üzerine Birleşmiş Milletler harekete geçirilmiş ve asıl yükü ABD’nin taşıdığı çeşitli ülkelerin askerlerinden meydana gelen Birleşmiş Milletler Kuvveti oluşturulmuştur. 1953 Panmunjom barışı ile savaş bitmiştir. Savaşın bir galibi olmamıştır; ancak Sovyetler, ABD’yi Kore’den çıkaramayacağını anlamıştır[2].

Savaşa katılma kararı alan Türkiye ise bunu daha çok II. Dünya Savaşı sonrası Sovyet istekleri karşında ihtiyaç duyduğu güvenlik sebebi ile almıştır. II. Dünya Savaşı sonrasında Rus tehditleri karşısında ABD başlangıçta pek dikkate almamış, ancak ABD’nin kendisi tehlikenin farkına varınca, Türkiye’nin yanında yer almıştır. 1949 yılında ABD NATO’nun kurulmasında başrol oynamış, Batı’yı Sovyetlere karşı güvenli bir şemsiye altında toplamış ve Türkiye de kendi güvenliği gerekçesiyle bu örgüte dâhil olmak istemiştir. Bu isteğin karşılığında ABD ve müttefiklerine onların menfaatleri için gerekli sadık bir müttefik olduğu mesajını iletebilmek için Kore Savaşına kendi rızası ile katılmıştır[3].

Kore Savaşının Türkiye açısından tek bir kazanımı vardır. Bu da Türkiye’nin NATO’ya kabul edilmesi olmuştur. Türkiye, 4 Nisan 1949’da kurulan NATO’ya daha güvende olacağından üye olmak istemiş ve 1949’da üyelik başvurusu yapmıştır, ancak bu başvurusu kabul edilmemiştir. Türkiye daha sonra iki kez daha NATO üyeliği için başvurmuş bu iki başvuru da reddedilmiştir. Kore Savaşına ABD’nin yanında girme kararından hemen sonra yapılan başvuru da reddedilmiştir. 20-25 Şubat 1952 tarihinde Türkiye, NATO’ya üye olmuş ve askeri olarak da Batı’nın yanında yerini almıştır[4].

Daha öncede ifade edildiği gibi II. Dünya Savaşından sonra Türkiye Sovyet tehdidi ile karşı karşıya kalmıştı. Artık sığınabileceği Avrupa gücü de kalmamıştı. Türkiye, SSCB gibi bir güç karşısında, daha güçlü gördüğü ABD’ye yakınlaşmaya çalıştı. Truman Doktrini ve Marshall Planı Türkiye’nin tedirginliğini biraz hafifletmiş olsa da tam olarak bitirmiştir denilemez.  Bundan dolayıdır ki, Türkiye için önemli olan şey ABD ile bir anlaşma yapabilmekti. 1949’da NATO’nun kurulması Türkiye için ayrı bir anlam taşımış ve Türkiye’de büyük bir ilgi uyandırmıştı[5]. Ayrıca NATO üyeliğinin Türkiye’nin sosyo-ekonomik ilerleyişini ve ordusunun modernleşmesi için gerekli olan Batı yardımını kurumsal bir şekle dönüştüreceğine de inanılıyordu.[6]

Türkiye’de bir ilgi uyandırmıştı fakat ABD’nin de Türkiye’yi NATO’ya almak için çeşitli nedenleri vardı. Bunlardan bir tanesi SSCB artık atom bombasını denemişti, yani SSCB de nükleer yarışta yerini almıştı. Bu sebeple ABD’nin bu konuda ki tekeli yıkılmıştı. Bir diğer husus ise Çin ile SSCB’nin kurduğu ittifaktır. Bu ittifak Truman Doktrini ile başlatılan çevreleme politikasının kesintisiz ve hiç delinmeden uygulanmasını gerekli kılmıştır. Amerika’yı, Sovyetlere karşı tedbir almaya iten bir başka konu ise Kore Savaşıdır. Bu savaş Amerika tarafından SSCB’nin dünyaya egemen olma hevesinin ilk askeri boyutu olarak görülmüştür. Ayrıca bu durum ABD’ye atom tekelinden dolayı hiç çıkmayacakmış gibi görünen bölgesel savaşların çıkabileceğini göstermiştir. Kore Savaşı örneğinden böyle bir bölgesel savaşın Avrupada da meydana gelebileceği görülmüştür. Bu sırada tehdit altındaki ülke Yugoslavya idi. 1948’de Yugoslavya Kominform’dan atıldı ve SSCB’nin yoğun baskısı altındaydı. Bu durumu kontrol altına almak için NATO’nun güneydoğu kanadının güçlendirilmesi gerekiyordu[7].

ABD, mevcut durum yüzünden Türkiye’den üs istemiştir. Türkiye de bu üs talebini NATO’ya üye olma şartına bağlamıştır. Çünkü; Amerikan stratejik bombardıman uçaklarının çoğunluğu orta menzilli olduğu için üs olarak Avrupa’yı kullanmaları mümkün değildi. Türkiye bu durumda çok önemli bir hale geliyordu. Türkiye’nin, SSCB’ye olan bu coğrafi yakınlığı ABD’nin, Türkiye’yi NATO’ya alma sebeplerinden en önemlisidir. Zira ABD Türkiye’nin NATO’ya üye olmadan bu hava üslerini ABD’nin istediği gibi kullanmasına izin vermeyeceği açıktı.[8]

Türkiye’nin NATO’ya üye olma düşüncesi II. Dünya Savaşı’ndan sonra Sovyet tehdidi ile ortaya çıkan Batı Bloku ile bir ittifak kurma çabalarının sonucudur. Türkiye’nin Batı’ya olan bu yönelimi hem askeri ve ekonomik iyileşmenin dış yardımlar yoluyla Batı’dan daha kolay alınabileceği düşüncesine hem de Atatürk’ün Batılılaşma politikasına dayanıyordu. Bu kapsamda Türkiye çok partili sisteme geçmiş ve daha liberal ekonomik politikalar uygulamaya başlamıştır[9].

Türkiye, NATO’nun kurulduğu andan itibaren bu oluşuma katılıp ABD ile bir ittifak kurma gayreti içerisinde olmuştur. Bu ittifakın gerçekleşmesi daha önce de belirtildiği gibi bir hayli zaman aldı. Zira Türkiye’nin yaptığı başvurular hep reddedilmişti. Aslında Türkiye’nin NATO’ya girişini reddeden ABD değildi. Enteresan bir şekilde Sovyetleri kızdırıp bir savaş çıkmasından endişe duyan NATO’nun Norveç, Danimarka, Hollanda, Belçika gibi küçük ülkeleri Türkiye’nin NATO’ya girişine itiraz ediyordu. Çünkü bu ülkeler NATO’yu Sovyetlere karşı hemen savaşa girebilecek bir ittifaktan ziyade bir güvenlik supabı olarak görüyorlardı[10].

İngiltere, dünya güvenliğini ABD’ye devretmiş ve yeniden Ortadoğu’daki sömürgecilik çalışmalarına başlamıştı. Ortadoğu’da Süveyş’teki menfaatleri doğrultusunda bölgede bir savunma sistemi kurmak istiyor ve Türkiye’nin NATO’ya üyeliğinden çok bu sistemde yer almasını istiyordu. Türkiye için önemli olan ABD ile bir bağ kurabilmekti. Tabii bunu başarabilmek için önce İngiltere’nin Türkiye’nin NATO üyeliğine karşıtlığı konusunda ikna edilmesi gerekiyordu[11]. Bundan dolayı Türkiye, İngiltere’nin istediği savunma sistemine katıldı ve NATO üyeliğinde de ısrar etti. Bu durumda İngiltere 1951 Temmuz’unda Ortadoğu Savunma Sistemine girmesi kaydıyla Türkiye’nin NATO’ya girişini desteklemeye başladı[12].

Ayrıca Türkiye’nin Kore Savaşına katılması da Türkiye’nin Batı ile ittifakını hızlandırmıştır. Kore’de Türk kuvvetlerinin başarısı, Türkiye’nin girişimleri ve Balkanlarda Sovyetlerin destekçisi kuvvetlerin aşırı silahlanması karşısında ABD’nin de güvenlik algısı değişmiş ve NATO’nun güneydoğu kanadını güçlendirmek için Türkiye ve Yunanistan’ın NATO’ya alınmasını 15 Mayıs 1951’de teklif etmiştir. Bunu takiben Türkiye 18 Şubat 1952 yılında resmen NATO üyesi olmuştur[13].

NATO üyeliği daha çok Türkiye’nin ısrarları ile gerçekleşmiştir. Zaten ABD, Türkiye’yi Truman ve Marshall yardımları ile uygulamak istediği politikaların içerisine sokmuştur. Türkiye NATO’ya üye olmasa bile ABD ve onun politikalarında uzaklaşacak bir konumda değildi. Türkiye NATO’ya üye olmak için büyük bir bedel ödemiştir. Türkiye diğer NATO üyeleri gibi kolay bir şekilde üye olamamış Kore’ye beş bin asker yollayarak büyük bir bedel ödemiş ve ABD’nin SSCB’ye karşı Türkiye topraklarına daha fazla ihtiyaç duymasıyla NATO’ya üye olabilmiştir.[14]

 

[1] Armaoğlu, F. (2001). 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi (1914-1995). (On üçüncü Baskı). İstanbul: Alkım Yayınevi, 455

[2] Armaoğlu, 2001, 456

[3] Bostanoğlu, B. (1999). Türkiye-ABD İlişkilerinin Politikası. (Birinci Baskı). İstanbul: İmge, 384-385

[4] Çakmak, H., (Editör). (2012). Türk Dış Politikası 1919-2012. Ankara: Barış Platin Kitap, 515-516

[5] İnternet: Yüceer, S., (2002). Tarihsel Perspektif İçinde Türkiye’nin NATO’ya Girişi Ve Meclisteki Yankıları. Web: http://ucmaz.home.uludag.edu.tr/PDF/ataturk/2002-1(1)/pdf/b06.pdf 11 Aralık 2015’te alınmıştır.

[6] Uslu, N., (2016). Çatlak İttifak 1947’den Günümüze Türk-Amerikan İlişkileri. (Birinci Baskı). Ankara: Nobel, 76

[7] Oral, S., (2016). Türk-Amerikan İlişkileri 1947-1964. (Birinci Baskı). Ankara: İmge Kitabevi, 88-89

[8] Oral, 2016, 90-93

[9] İnternet: Sarınay, Y., Türkiye’nin NATO’ya Girişi. Web: https://www.tarihtarih.com/?Syf=26&Syz=354664 11 Aralık 2015’te alınmıştır.

[10] Armaoğlu, 2001, 519

[11] İnternet: Yüceer, S., (2002).

[12] Armaoğlu, 2001, 519

[13] Türkmen, F., (2012). Kırılgan İttifaktan “Model Ortaklığa” Türkiye ABD İlişkileri. (Birinci Baskı). İstanbul: Timaş Yayınları,73-76

[14] İnternet: Sönmez, Y., Türkiye-NATO ilişkileri. Web: http://www.anlayis.net/makaleGoster.aspx?dergiid=13&makaleid=3537 27 Eylül Aralık 2018’de alınmıştır.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.